Andrej Kim ki?

bek

      Andrej’le nasıl tanıştığımızı hatırlamıyorum. Hani bazı insanlar vardır hayatınıza ne zaman, nasıl, hangi sıfatla girdiğini önceleri tasarlayamadığınız, geçmişlerini bilmediğiniz ve daha sonra dikkatinizi çekince  öğrendiğiniz. Andrej de işte onlardan biri.
Kütüphanede kitaplıklar arasında gezinmekten pek hazzetmedim oldum olası. Ne istediğini bileceksin, aramayacaksın, gidip alacaksın. Ne aradığını veya üzerine ne yakışacağını bilemeyen ve cebindeki parayı harcama içgüdüsünden kurtulamayan bayanların tezgahlar arasında gezinme telaşı ne ise kütüphane kitaplıkları ve rafları arasında da gezinen, kütüphanede vaktini böyle geçirenlerin hali de odur. Andrej’in farkı, o ne aradığını biliyordu.
Kütüphanede ilk kez dikkatimi çekti. Defterin arkasına çiziktirdiğim yazılara gözü takılmış. Birkaç şiirden birkaç alıntı. “Necip Fazıl mı okursun?” dedi. “Güzel olan her şeyi okurum” dedim. Bu kadar konuştuyduk o zaman.
Yıllar sonra karşılaştığımızda Refik Halit Karay’ın “Eskici” sini anlattık birbirimize. Ben Karay’ın Hasan’ı gibiydim o eskiciydi daha çok. Benim içimde cümlelerim vardı, onun diline batan çivileri.
Kıbrıs’a Kıprıs diyene iğreti ile bakardı ama ben deyince gülerdi.
Kısacası Andrej, Karay’ın Eskici’sine benzer. Olması gerektiği yerlerden çok uzak ve dilini herkesin anlayamadığı… Kulağına herkesin anlatamadığı…
Çorum-2013

Share This