Bahar ve Peygamber Düğmesi

Ekran AlıntısıBebeğin buruşuk ellerini, kırışmış elleriyle tuttu ihtiyar. “Bak” dedi, “Bahar budur çocuk. Bahar ilktir sadece, baharın sonu olmaz. O sonbahara hazan denir. Gerçek bahar ilk olandır. Sadece baharda açar peygamber düğmesi çiçeği. Sadece baharda koklanası tüm çiçeklerin coştuğu düğünler yaşanır. Melekler baharı güldürdü, derdi annem böyle zamanlarda. Oysa hazan, meyvesini hasat eder tüm çiçeklerin.”

Koca bir ömür ifadesi, yaşadığı dünyanın yaşının yanında hiç kadarcıktı, bunu bilirdi ihtiyar. Ama dünyanın göremeyeceği manzarayı gören gözleri, duymadığı şarkıları duyan ihtiyar kulakları vardı, azımsanmayacak duyarlılıkta. “Kıymet buradan gelir” dedi. “Eğer görebiliyorsan güzeli, duyabiliyorsan işte o zaman güzel anlamını bulur. Çirkin diye bir şey de yoktur aslında biliyor musun, yanlış pencereden bakmışsındır manzaraya o kadar”.

Bebeğin elleri başka bir huzur buldu ihtiyarın ellerinde. Kokladı ihtiyar bebeğin ensesinden. “Bahar dedim ya” dedi, “işte böyle kokar. Biz baharımızı bir peygamber çiçeği mavisinde ve bu güzelim bozkırın orta yerinde cıvıl cıvıl yaşadık”.

Siyahın ve karanlığın kıymetini bilmek lazım diye ekledi ihtiyar. “Bak eğer olmasaydı siyah dediğin, beyazın ve beyazın doğurduğu bütün renklerin ahengini nasıl fark edecektik? Keyfine nasıl varabilecektik manzaranın? Tüm görebildiklerinin değil algılayabildiklerinin, insanın nazarında bir anlamı vardır. Baktığın yerde görmen gereken bir resim vardır, senin dimağına katılan ve büyük bir açlıkla aradığın bir manzara vardır, içindeki boş bir duvara anlam kazandırmasını beklediğin. Sonra tüm ömür, bu manzara ve musikisinin ahengini aramak ve keşfetmek adına geçer. Baharın muhteşem tılsımını kaçıran, hangi mevsimde peygamber düğmesi çiçeğinin kokusunu duymayı bekleyebilir ki?”

“İyi de peygamber düğmesi pek kokmaz ki ihtiyar” dedi çocuk. İhtiyar, sisli bir ufuktan bakıyordu ta ki bu sözü duyana kadar. “Öyle değil işte çocuk” dedi ihtiyar. “ Sen zanneder misin ki bu güzel dünyada çiçek dediğinin sadece renkli yaprakları kokar. Oysa her çiçek, onu hayatından alıkoymak isteyen avcısının ellerine meftun edici esansını sürerek yalvarır. Koparma der, koparırsın, sonra da -pişman olduysan eğer çiçeğe özür mahiyetinde- sevdiğinin başına taç yaparsın”.

Kulağına, bu konuşulanların hiçbir anlam taşımadığı elleri buruşuk bebek tebessüm etti.

“Bak” dedi ihtiyar, “Melekler bir baharı daha güldürdü…”

Çorum-20/02/17

Share This