Başkent Neresidir?

ankara geceMahmut Nizami Hazretleri’nin hayatının konu edildiği bir kitapta okumuştum*. Kısaca bahsedeyim. Bir bebeğin doğumu yaklaştığında melekler gelir “hadi doğum vaktin geldi” derlermiş. Bebek onlara “Hayır doğmak istemiyorum. Çünkü hayatım boyunca bilerek ya da bilmeyerek günahlar işleyeceğim ve cennetten her gün biraz daha uzaklaşacağım. Ama bana dünyada hayatımı yaşadıktan sonra cennete gideceğime dair bir icazet verirseniz doğmayı göze alabilirim. Aksi takdirde doğmayacağım”. Melekler doğru cennete giderlermiş bu söz üstüne ve cennetten miskokulu bir icazet getirirlermiş, ….bebeğin yaşadıktan sonra cennete gideceğine dair. Bebek alırmış bu icazeti ve yumucuk elleriyle sıkı sıkıya tutarmış. Doğum gerçekleşirken eziyet çeken bebeğin elinden bu icazeti almak için melekler yarışırlar ve elinden kapmaya çalışırlarmış. Ve alırlarmış ta elinden. Bebek ağlamaya başlarmış bunun üzerine. Sonra melekler göğe yükselirler ve icazeti binlerce parçaya ayırırlarmış. Serperlermiş dünya üzerine. İcazet dünya üzerine yayılırmış. O bebek bütün hayatı boyunca bu icazetin küçücük parçalarını dünyanın her bir tarafını gezerek toplar ve ne zaman tamamlarsa icazetin bütününü, işte o zaman ölür ve cennete gidermiş.
Ha bir de doğarken ağlamayanlar varmış, elindeki cennet icazetini meleklere kaptırmayıp cennetlik olarak yaşayanlar. Doğarken ağlamadığını duyduğunuz bebekler varsa eğer onların ellerini öpün.
On beş yaşıma kadar aynı yerde yaşadım. Yirmi yıldan fazla oldu sanırım. Şimdilerde ise her yıl on binlerce kilometre yol kat ediyorum. Şehirlerden şehirlere, kıtalardan kıtalara… Hangi diyarlardan ne kadar parçasını topladım bilmiyorum ama içimdeki bebek, icazetinin en nadide parçasının başkentte olduğunu söylüyor.
Çorum-2013

*Hicapsız gözler : Ramazanoğulları, Roman, Ali Fuat Ayral, İstanbul. [s.n.]. 1972. 462 p.
Foto: Ersin Akınlar (Teşekkürler)

Share This